8 Kasım 2018, Perşembe

Abdal Musa Sultan

Abdal Musa Sultan Türbesi, Anadolu Alev-i Bektaşileri`nce kutsal sayılan, sevgi ve saygı duyulan Hac-ı Bektaşileri`nce kutsal sayılan, sevgi ve saygı duyulan Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi`nden sonra en büyük ziyaretgah olarak kabul edilen bir türbe.
Abdal Musa Sultan 14`üncü yüzyılda Elmalı`da yaşamıştır. Tarihi kaynaklar; Abdal Musa`nın Buhara`dan gelen Kırk Abdallar`dan biri olduğunu, babasının, Hacı Bektaş-ı Veli`nin Amcası olan Haydar Ata`nın oğlu Hasan Gazi`nin olduğunu yazar. Anası, Ana Sultan,kızkardeşi ise Hüsniye Bacı`dır.
Gene yazılı kaynaklar, Abdal Musanın bir süre Hacı Bektaşta pir evinde Kadıncık Ana nın yanında kaldığını bildirir.14`üncü yüzyılda Batı Anadolu da şöhret kazanan Ablüler dal Musa`nın , Osmanlı nın ilk devirlerinde Yeniçeri Ocağının kuruluşuna da adı karıştığı rivayetler arasındadır.
Ayrıca, İkinci Osmanlı Padişahı Orhan Gazi zamanında Bursa`nın fethinde büyük kahramanlıkları görüldüğü çeşitli fetihlere katıldığı, Geyikli Baba ile birlikte Bursa`da bulunduğu sırada kendisine makam verildiği, Bursa`nın Sünni Osmanlı`nın merkezi olması ile orayı terkedip Denizli, Aydın taraflarına geldiği ve oradan da Antalya civarına geçip Elmalı Tekke Köyü`nde çeşit kerametler göstererek dergahını bu köyde açtığı bilinir, anlatılır.
Kendisi şairdir, savaşçıdır, keramet sahibidir, felsefecidir, gönül dostudur. Bunlardan başka
Hacı Bektaşı Veli`nin önde gelen halifelerindendir. Alev-i Bektaşi-lerce kutsal sayılan on iki posttan on birinci olan “Ayakçı Postu ” Şah Abdal Musa postudur.Günümüze kadar gelmiş özdeyişleri vardır. Rumeli`de serçeşme (kumandan) olduğu, tahta kılıç ile taşı ikiye böldüğü de anlatılan rivayetler arasındadır.

600 yıllık külliye
Karşımızda duran; köyün başında büyük bir bahçenin içinde yeşiller arasında Abdal Musa Türbesi`nin bulunduğu bu külliyenin 600 yıllık bir tarihi var. Bu gün bir oda ve önündeki salondan oluşan türbe çok ihtişamlı bir geçmişe sahip Bu kısmı köyün yaşlılarından dinleyelim:
Köy geçmişte daha da bağ ve bahçelikmiş, evler ahşap örtülüymüş. Köy halkı hiç vergi vermezmiş. Dergaha gelen, yer, içer, gidermiş. Tekkenin tamiri, bakımı dervişlerin ve konukların tüm ihtiyaçlarını köylüler temin edermiş. Köylüler bugün vergi ödüyorlar, ama diğer hizmetler gene en sevecen bir şekilde veriliyor.
Bu dergah geçmişte çok büyükmüş Dergaha iç içe yedi kapıdan geçildikten sonra ulaşılırmış. Abdal Musa Sultan; dört bin adımlı bir bağ ortasında, üstü çam tahtaları ile kaplı, kagir bir kubbe altında yatarmış. Türbe üstündeki altın alem beş saatlik yoldan görülürmüş.
Külliyenin çevresinde geniş bağ ve bahçeler misafirhaneler, meydanlar, kiler ve mutfaklar varmış. Tekke`de, dergahta 500 civarında mücerret derviş oturmuş. Mutfakta 40 derviş hizmet vermiş.Erzak dolu 20 ambar varmış.Misafirhanenin üstünde konak ,altında ise 200 atın kalabileceği büyüklükte ahır varmış.Her gün yüzlerce misafir gelirmiş.Türbeye ilk gelene “Baba Çorbası”ikram edilirmiş.Bu tekke o kadar işlermiş ki ,yapıldığı günden beri mutfağında ateş sönmezmiş.
Tekkenin çok zengin vakıfları varmış:Evliya Çelebi`nin yazdığına göre ,tekkenin mal varlığı ;onbinden çok koyun ,bin manda ,on kadar deve,yedi katar katır,bini aşkın sığır,yedi yüz kısrak ,yedi değirmen ,bağlar,bahçeler ve dağlarki korulardan oluşuyormuş.
Bugün bu tekke,toplam 30 metre kareye sığdırılmış durumda .Ama O`nun sevgisi,saygısı milyonlarca insanın kalbine öyle yer etmiş ki,600 yıl geçmesine rağmen gene dolup taşıyor .Adeta bir insan seline sahne oluyor.

Yazan -

Aşağıdaki Makalelere Bakabilirsin

YAS-I MA’TEM

Alevi erkanında Hicri takvime göre her yıl Muharrem ayında tutulan bir yas vardır. On iki ...