8 Kasım 2018, Perşembe

AŞIK VELİ

Ak_Veli_1Aşık Veli’nin ölüm tarihi bilinmekle birlikte,doğumu konusunda her hangi bir kayda rastlanılmamıştır.Ancak akrabalarından derlenen bir araştırmada ozanın 60 yaşında öldüğü belirtilmiştir.Buna göre Aşık Veli 1793 doğumludur.1818 yılında öldüğü bilinen Emlek Kale Köyünden ustası Kemter Aşık Veli’nin yetişmesinde etkili olmuştur.Aşık Veli ustasının ölümü ardından şu şiiri yazar:

Şu yalan dünyada bir üstad buldum
Beni bırakmadın işime felek
Şakirt olan şaşkın olur dembedem
Ne okursun bilmem guşuma felek

Aşık Veli, Emlek yöresi köylerinden İğdecikli dir.Yoksul bir ailenin çocuğu olarak büyür.Ancak yakın köylerden Kale köyüne tutma olarak verilir.Ağası yörenin zenginlerindendir.Kızı Suna ile birlikte büyür.17 yaşına gelince Suna’ya aşık olur.Babasından istetir.Çulsuza kız vermeyeceğini söyleyen ağa kızını Yozgat Mahal Köyünden akrabalarına verir.Bunun üzerine Veli Suna’ya olan tutkusundan dolayı yanık türküler söylemeğe başlar.

Hel hel ettim Mağara’dan uçurdum
Telli kızın gitti derler bu yola
Elim ile evlerini göçürdüm
Telli kız gitti derler bu yola

Telli kız dediği Sunanın gitmesi Veli’yi deliye çevirir.Veli huzursuzdur.Ustası Kemter ona yeni bir yol göstererek Hacı Bektaş’ı ziyaret etmesini önerir.Sıvas,Yozgat üzerinden Hacı Bektaş’a varan Veli,Hacı Bektaş Postnişini Hamdullah Çelebi’yi ziyaretinde Çelebi’nin çocuğunu kaybettiğini,çok üzüldüğünü görür ve kendi derdini unutup Çelebi’yi teselli etmeye başlar.

Derde tabi olup derman aradım
Vardım ki tabibin derdi benden çok
Her derdin dermanı sendedir bildim
Ne hikmet ki senin derdin benden çok

Hak böyle buyurmuş bina kurunca
Ağlamayı gülmeye eş verince
Tabipler tabibi dertli olunca
Besbelli ki şu dünyada dertsiz yok

Veli’nin Hamdullah Çelebi ile ilişkilerini geliştirmesi ozanın ufkunda geniş açılım oluşturur.Sıvas ile Hacı Bektaş arasında uzun süre gidip gelmeler sırasında Çelebi’nin de önerisiyle Hasan Dede Kasabasında, Hasan Dede tekkesine de uğramadan geçemez.O dönemler tekkeler özellikle ozanların uğrak merkezidir.Hasan Dede Tekkesi Anadolu’nun en işlek tekkelerinden birisidir.Çünkü Anadolu’nun ortasında bulunur.Doğudan batıya,batıdan güneye bütün yolların kesim yerlerindedir.

İşlerliği,zenginliği bu nedenledir.Burada aşevleri,mihmanevi,dedeevi,ozanevi, konuklar için yatakhane gibi önemli binalar bulunmaktadır.Cem yapılırken zakirler güçlü tarikat aşıklarından kurulmuştur.Aşık Veli de bunlardan bir tanesidir.

1818 Yılında ustası Kemter’in ölümü ozanı Emlek’ten uzaklaştırır.Öyle zannediyoruz ki bu süre içinde Aşık Veli Hasan Dede tekkesinde kaldı. Bu sırada da Hamdullah Çelebi adına tekkeler arası ilişkileri de yürüttüğünü düşünüyoruz.Hamdullah Çelebi ilişkileri bunu kanıtlıyor.

Aşık Veli’nin Hasan Dede tekkesinde bulunan şiirlerinin bir ikisi dışında hepsi hiç duyulmayan şiirleridir.

Horasan ilinden Anadolu’ya
İslahata geldi pir Hasan Dedem
Seyreyle didemden akan selini
İslahata geldi Pir Hasan Dedem

Peşinde ordusu gayet fırkatlı
Taçları yeşildir dilleri tatlı
Böyle er görmedim gayet heybetli
İslahata geldi pir Hasan Dedem

Haydarı Berek’e bekcidir koydu
Necef denizinden kılıçın aldı
Tahta kılıç ile çok kafir kırdı
İslaha geldi pir Hasan Dedem

Ol Berek dağında Haydar seslenir
Varan deli akıllanır uslanır
Tahta kılıç kılıfında paslanır
İslaha geldi pir Hasan Dedem

Aksede üstünde gördüğüm böyle
Gül yüzlü efendim gördüğün söyle
Pir Otman Baba’ya bir niyaz eyle
İslahata geldi pir Hasan Dedem

Velim derki şüphesiz Ali
Bir ismi Hasandır,bir ismi Ali
Niyaz et Allahın sevgili kulu
İslahata geldi Pir Hasan Dede

Aşık Veli’nin zamanın büyük bir bölümünü Hasan Dede’de geçirdiği anlaşılıyor.Aleve Bektaşi felsefesi onun şiirlerinde bambaşka bir anlam kazanıyor.Şiirlerinin içini süsleyen,ona anlam kazandıran,ona şevk veren Hacı Bektaş evlatlarından olduğuna inanılan Çelebilerden kendisi de ozan olan Hamdullah Çelebi Aşık Veli için bir ışık olmuştur.Bu ışık Veli’nin yüreğini de aydınlatmaktadır.Ancak 1826 yılında Sultan 11.Mahmut’un Bektaşilere uyguladığı kıyım ve sürgün bütün insanlığı yaralamıştır.Türkçe’nin ve Türk kültürünün temsilcisi Bektaşi tekkeleri diğer tarikatların padişahı kışkırtmasıyla o dönem hem Türk kültürü büyük darbe alıyor,hem de bir çok insan sürgün ediliyor.Bazıları dar ağacına çekilirken,altmış yaşın altında olan tekke binaları da yıktırılıyordu.

Hamdullah Çelebi Türkiye Alevilerinin Hacı Bektaş makamındaki temsilcisidir.Sultan 11.Mahmut merkezi tekkede oturan Alevilerin liderini de Amasya’ya sürgüne göndermiştir.

Aşık Veli on beş yıldır göremediği piri Hamdullah için aşağıdaki türküyü söylüyordu.Bize bazı şiirlerin verdiği ipuçları Aşık Veli’nin 1826 sürgünü sırasında Hasan Dede tekkesini zaman zaman ziyaret ettiği ya da o çevrede bu ocağın faaliyetlerini gizlice sürdürdüğü yönünde bilgiler ortaya koyuyor.Onbeş yıla yakın bir zaman neden Çelebi’yi ziyarat için Amasya’ya gidemediği de bir yasaklı çağrışımını da göstermektedir.Büyük bir ihtimalle Veli’nin Çelebiyle olan ilişkileri ve Aşık Veli’nin ardından yazdığı şiirler yakın bağların çeşitli engellerle süremediğini göstermektedir.Bu şiirden anladığımıza göre yıl 1841 civarıdır.

Bu bilgiler ışığında Aşık Veli’nin bugüne kadar ele geçmeyen bu şiirleri Hasan Dede tekkesinde bu dönemde nasıl birikmiş olabilir diye düşünüyoruz.Ziyaret defterlerine yazıldığı belirlenen şiirler ozanlar tarafından bizzat yazılmış,Ancak yasaklı dönemde Hasan Dede tekkesinin açık olduğunu da yakın bir ihtimal olarak düşünmekteyiz.Yarı dokunmazlık ve Aşık Veli’nin de bu tekkede gizlendiği, şiirlerin çokluğundan da anlaşılmaktadır.Aradan on beş yıl geçiyor,bu sürenin öncesinden de Çelebi için yazılmış bir çok Veli şiiri vardır ki bu şiirlerin bazıları Hasan Dede tekkesi dışında var olan şiirlerdir.

Pek çok arzuladım varayım dedim
Varamadım gül yüzlü yar küstün mü?
Haki payına yüzler süreyim dedim
Süremedim gül yüzü yar küstün mü?

On beş yıl yaklaştı olmadı çare
Erenler terkim kılmadı zara
Fazlı gibi kendi kendim hançere
Vurmadım gül yüzlü yar küstün mü?

Sıra ister Beytullah’ın yolları
Onun yolu zordur yokuş belleri
Al yanakta al kırmızı gülleri
Deremedim gül yüzlü yar küstün mü?

Aşık oldum Ehlibeyt’in nuruna
Amasya’da yatan gerçek pirime
Elim bağlı belim bağlı darına
Duramadım gül yüzlü yar küstün mü?

Eşiğine süremedim yüzleri
özüme tütüyordur ayak izleri
Dili şeker ezer şirin sözleri
Eremedim gül yüzü yar küstün mü?

Velim eyder işim ahızar idi
Bizi bu sevdaya salan yar idi
Danışmaya çok müşkülüm var idi
Soramadım gül yüzü yar küstün mü?

Aşık Veli’nin derdi büyüktür.1826 yılında Amasya’ya sürgü edilen Çelebi onun şiirlerinde bir ilhamdır.İçinde yatan Amasya özlemi bitmek bilmez.Çelebi’nin daha bir yıllık sürgününün ardından söylediği şiirindeki özlem de on beş yıl sonraki de bu kadar sıcaktır.

On iki aydır sevdiğime hasretim
Varaydım Şahı merdan aşkına
Nasıl gider bu sinemden hasret
Göreydim şahı merdan aşkına

Kırk gündür gördüğüm yoktur düşümde
Pusu mihnet gitmez oldu başımdan
Irmak kapısından Ferhat taşından
Varaydım şahı mardan aşkına

Velim eyder bu melhemin dadına
Aşık yanar maşuğun oduna
Küllü maksuduna her muradına
Ereydim şahı merdan aşkına

Yazan -

Aşağıdaki Makalelere Bakabilirsin

Alevilik: İkrârlı (yeminli) yurttaşlar topluluğu

Aleviliği çok çeşitli biçimlerde tanımlayan var. Herkes kendi durduğu yerden, kendisi için en uygun ama ...