12 Kasım 2017, Pazar

BİZANS DÖNEMİNDE ALEVİ KATLİAMLARI

BİZANS-DÖNEMİNDE-ALEVİ-KATLİAMLARIAlevilik Anadolu’da Bizans döneminde M.S 325 yılında toplanan tarihte Büyük Konstantin olarak geçen İmparator, İznik Konsilinde yeni İsa dini’nin temellerini belirlediği dönemde vardı. Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olarak kabul edildi. İmparatorluk sınırları içinde kalan tüm inançlarda bu dönemde yasaklandı. Bizans İmparatoru’nun elçisi olarak Divriği ile görüşmeye giden, Sicilyalı Peter’in düzenlediği raporda şöyle bir ifade geçiyordu:

“-Papazlarımızı ve hiyerarşinin diğer özelliklerini reddediyorlar, kendi papazlarına Pir ve Rehber diyorlar ve papazları; kıyafet ve diyetleriyle ve yaşam biçimiyle diğerlerinden ayırt edilmiyor.”

Bugün burada ve batı dünyasında yazılan ve söylenenler geçmiş dönemde Ortodoks söyleminden farklı değildir. Sicilyalı Peter’in hazırladığı raporda:
“-Kız kardeşleri, kayın valideleri ve görümceleri ile kirlenmiş olanlara, ziyafet için toplanıp içki içtikten sonra ışıkları kapayan ve akrabalığa yaşa ve cinsiyete bakmadan âlem yapanlara lanet olsun.”

Bizans dönemindeki Alevilere yönelik karalama ve küfürler ile Büyük, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde söylenenler ne kadar birbirine benzemektedir. Bugün Aleviliği, çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin etkisinde kaldığı veya sınıflı toplumların egemen dinlerinin etkisinde kaldığı, bu zemin üzerinde inşa edildiği; Manicilik Şamanizm Mazdaizm ne kadar gerçek dışı ise onların Bizans döneminde Hıristiyan olmaları ve büyük Anadolu ve Osmanlı devleti döneminde de Müslüman olmaları o kadar gerçek dışıdır.

Batılı kaynaklar Alevileri Paulikanlar olarak adlandırır. Bu insanların böyle nitelendirilmesini Hıristiyan-Ortodoks kilisesinin nefrete ve kine dayanan kaynakları (216–277) yapmaktadır. Alevilik kendilerini ve inançlarını gizleyip koruyarak bugüne geldiler. Yine bunları hedef alan kıyıcılıkta Ortodoks kilisesi desteğinde İmparator 4. Konstantin, 628–685 de ortaya çıktı. Bu dönemde mabetler kutsal yazmalar yakıldı. Karşı koyanlar katledildiler, can havliyle kaçanlar kurtuldu. Bu dönemde Batı Anadolu’da Alaşehir civarında Balkanlarda Filibe’de Rodop dağlarının eteklerine yerleştirildiler.

2. Jüstinyen zamanında inançlarını yeni koşullara göre uyarlayan Pir Silvianus ortaya çıktı. 27 yıl boyunca Şebinkarahisar’da inananlara liderlik yaptı. İstanbul’da bulunan Ortodoks kilisesi onu lanetlemekte gecikmedi. Bu dönemde müritleri toplayan Pir Silvianus’un Titus ve müritleri 2. Jüstinyen emriyle taşlanarak öldürüldü, öldürüldükleri yerde ateşte de yakıldılar.Ortodoks kilisesi vaazlarında Titus’ü şöyle lanetlemişti:

“Kendisine Titus diyen, İmparatorun emriyle Silvianus’u taşlayan ve onun ardından Çorum’daki 2. Pir olan ve Justus tarafından Şebinkarahisar piskoposuna ihbar edilen ve imparator emriyle silvianus’un taşlandığı yerin hemen yanında yakılan Symeon’a lanet olsun”

Kıyımdan kurtulanlar Şebinkarahisar’dan daha batıya göç ettiler. Paul adlı önderlerinin eşliğinde toplandı ve düzene sokuldu. Onların muhalifleri o yüzden bunları Pavlikan olarak adlandırıyorlardı. Paul dan sonra topluluğun başına Paul un oğlu Timoty geçti. Asıl adı Genesius du. 718–748 yılları arasında mürşitlik makamına oturdu. 730 yılında imparator huzurunda Ortodoks patriği Anastasius tarafından sorgulandı. Bu sorgulamadan kurtuldu.

Bizans ın öfkesini ve nefretini gördüklerinden güvende değillerdi. Geri dönüşünde yandaşları ile birlikte Arap egemenliği altındaki Samsat a göç ettiler. Timoty 748 yılında Samsat ta öldü. Timoty nin ölümünden 1 yıl sonra 749 da Arap İmparatorluğunu da Abbasiler ele geçirdiler. 772 den itibaren Samsat yöresini “İslamlaştırmak” için yoğun çaba harcadılar. Abbasi baskısı altında kalan topluluk anayurda dönmek için iki koldan yollara düştü.

Timoty’nin oğlu Zekeriya’nın önderliğindeki kol Arap askerleri tarafından kuşatılarak katledildiler. Timoty’nin yol oğlu Joseph akıllı bir strateji uygulayarak güneye yöneldiler sonrada batıya gittiler.

Epaphroditus olarak adlandırılan Joseph Anadolu’nun orta kesimlerine (Antioch) yerleşti. 780 yılında hakka yürüdü.

Joseph den sonra diğer bir önemli lider. Tahtacı Sergius oldu. Sergius 800–834 yılları arasında Anadolu’yu boydan boya dolaşarak alevi inancını yaydı. Klikya’da batı Anadolu’da ve Toroslar’da yaşayan halkı orta Anadolu Alevileriyle bağlarını yeniden canlandırdı. Bunun önderliğinde Malatya emirliğinin sınırları içinde Erguvan a göç ederek buraya yerleştiler.Ortodoks kilisesinin tabiriyle İsa’nın sürüsünü dağıttı:

“Pek çok kuzuyu kurda çeviren ve bunların vasıtasıyla İsa’nın sürüsünü dağıtan Sergius; koyun postuna bürünmüş bir kurt olan, erdemli bir adam gibi görünmeyi ustalıkla beceren ve pek çok kişiyi kandıran; İsa’nın düşmanı, kötülüğün temsilcisi, tanrının anasına ve bütün azizlere küfreden Sergius; yalan ve masallar içinde gezinen Sergius; İsa’dan nefret eden, kilisenin düşmanı, tanrının oğlunu ayakları altında çiğneyen anlaşmanın kanına, sıradan kanmış gibi davranan ve tanrının inayetini öfkelendiren Sergius.”•

Sergius 834 yılında Erguvan dağlarında tahta keserken İznikli Ortodoks Tazanious tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü.

Sergiustan sonra erkânın kurumsal yapısı değiştirildi. Tek Pir e bağlı ocak sisteminden birbirine üstünlüğü olmayan aynı yola bağlı ocak olarak örgütlendiler. Bu durum; eri erden seçen kördür biçiminde ifade edildi. Bu süreç halkın silahlanmasını örgütlenmesini ve şiddete karşı güç kullanılmasının yaygınlaşmasını da sağladı.

İmparator Theoplius’un ölümünden sonra oğlu 3. Misheal de vekâleten tahta oturan kraliçe Theodora zamanında Bizans İmparatorluğu ardı arkası kesilmeyen katliamlara girişti. Bazı kaynaklara göre bu katliamda öldürenler yüz binin üzerindeydi. Bu öldürenler arasında Carbeas ya da Hüseyin Gazi’nin babası da vardı. Bizans sınırları içindeki kalabalıklar Erguvan a aktı. Çığ gibi büyüdüler. Carbeas Anadolu’da ayak basmadık yer bırakmadı. Ortodoks kilisesinin fanatik katillerini bozguna uğrattı. Carbeas Malatya emirliğine güvenmiyordu. 845 yılında merkezi Divriği ye taşıdı. Yani Alevi Devletinin başkentini Divriği ye taşımış oldu. Halkın kahramanı ve üstün Piri oldu. 863 yılında Ankara yakınlarında hakka yürüdü.

Carbeas’dan sonra damadı, yeğeni ve komutanı Chrysocheir ya da Seyyid Battal Gazi soykırımdan sorumlu Thedora’nın oğlu 3. Michael i Samsat önlerinde ağır yenilgiye uğrattı. Ankara’yı kuşattı. Eskişehir önlerinde Bizans odsusunun dağıttı. Ege sahillerine kadar bütün Bizans coğrafyasını fethetti. Dönemin Bizans şehirleri İzmit, İzmir İznik i aldı. İstanbul kapılarına kadar dayandılar.

3. Michael den sonra Bizans tahtına çıkan 1. Basil, Sicilyalı Peter’i elçi olarak Divriği ye gönderdi. Seyyid Battal Gazi ya da Chrysocheir Bizans imparatoruna şu mesajı gönderdi:“İmparator barış istiyorsa, doğudan vazgeçip çekilsin ki batıyı yönetebilin aksi takdirde şahın kulları onu tacından edecekler.”

Seyyid Battal Gazi ya da Chrysocheiru iki büyük Bizans askeri birliği tuzağa düşürdü. 872 de hakka yürüdü. Kimse inanmadı öldüğüne.

O yıl Divriği de deprem oldu. Bizans ordusu kaleye saldırdı. Tüm aleviler kılıçtan geçirildiler. Çatalçayı günlerce kızıl aktı. Kale düştükten sonra Erguvan Samsat ve yukarı Fırat havzasındaki bütün alevi şehirleri yakılıp yıkıldı. Kalanlar balkanlarda iskâna zorlandılar. Bizans kayıtları onların 10. ve 11. yy’larda büyük kalabalıklar halinde Milet e Efes köylerinde Euchaita(Çorum) da yaşadıklarını ortaya koyuyor.

Seyyid Battal Gazi Anadolu ve balkanlardaki tüm alevi topluluklarının üstün piriydi. Kutuplar kutbuydu. Bu savaşçı önderlerden biri de Cogi baba, Kara Cölü baba ya da Cog babadır.

SÜRGÜN

Aleviler Anadolu dan 7. yüzyıldan itibaren başlayan bir göçe Bizans tarafından zorlanmıştır. Balkan Alevileri, bu coğrafya da halkın dostu olarak bilinen ilk alevi pirinin adı ile Bogomiller olarak adlandırılır. Bogomil adındaki dervişlerin faaliyetlerinden ilk endişelenen Bulgaristan Çarı Peter oldu(927–969).Çar Pater, Ortodoks Patriği Theopylact Lecapenusa’u Bulgaristan da Bogomilcilerin yürüttükleri faaliyetleri dolayısıyla uyardı. Alevilerin balkanlardaki varlığı en son büyük göç(970) dalgasında hissedilmiştir.

Halkın dostları hakkında ilk Bizans belgesi Euthymmius’un 1045 tarihinde Bizanslı yetkililere gönderdiği mektubudur. Bu mektupta yola giriş törenlerini(ikrar cemi), nefeslerin okunduğu bir ayin-i cem ile ikrar vererek yola giren talip, zorlu bir eğitim döneminden sonra inanışın özüne, gerçeğine ulaşılabiliyordu.

Bizans ve Bulgar belgelerinde Alevilerin yendi yurtlarından sürgün edildikleri ve yerleştirildikleri yerlerde inançlarına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarıyla ilgili birçok belge vardır. Bizans İmparatorluğu ve Ortodoks Kilisesi 11. yüzyılın başlarından itibaren birçok tedbir almalarına rağmen Aleviliğin Balkanlarda yayılmasını önleyemediler.l.Alexios Kommenos haksız ve sebepsiz yere Alevilerin mallarını yağmalayarak askerlerine dağıtması ve kadınlara saldırması ile Balkan Alevileri, Traulos önderliğinde ayaklandılar. Beliatoba’yı merkez edinerek Bizans’a akınlar düzenlediler. İmparator savaşı askeri yoldan kazanamayınca Bizans gibi entrikalar çevirmeye başladı.

İmparator Alexious, İstanbul dada bir alevi ocağının varlığını haberdar aldı. Bu Alevi ocağının Pirinin adının Basil olduğunu örgendi. Basil Doktordu. Basile Yolundan dönmesi için fırsat verildi.1.İmparator Alexios’un kızı Anna’nın anlatımına göre:

“..Basil dönmedi ve eğilmez bir hak dostu olarak kaldı; onun ateşte yakılmakla ve başka işkencelerle tehdid edilmesi,boşuna oldu;…”

Basil için bugün ki Sultanahmet meydanına büyük bir ateş yakıldı. Onun gözlerinde yılgınlık ve pişmanlık arayanlar boşuna umutlanmışlardı. O tercihini canlı canlı yakılmaktan yana kullanmıştı.

GÖÇ

12. yüzyılın ikinci yarısında Bizans İmparatorluğu en çalkantılı dönemini yaşıyordu.13. yüzyılın başında İstanbul 4. haçlı Seferleri ordusunca işgal edildi(1203–1204). Bizans İmparatorluğu ve Ortodoks Patriği yönetim merkezini İstanbul’dan İznik’e taşıdı. Bizans krallığı dörde, İstanbul, İznik, Trabzon ve Epirus, bölündü.

Bu dönemde Alevilerle(Bogomiller) uğraşacak güçleri kalmamıştı. Bu dönemde Aleviler bir taraftan kendi yerleşim alanlarını korurken diğer taraftan kendilerine yeni yaşam alanları açmak içinde Doğu ve Batıya yöneldiler. Doğuya göçenler Batı-Anadolu’ya yerleştiler. Bu bölgede yaşayan akrabaları ile birleştiler. On birinci yüzyılda Batıya yönelen Balkan Alevilerinin ilk durağı ise Bosna oldu. Bu dönemde Bosna Katolik dünyasının bir parçasıydı. Bosna Alevi ocakları Bulgaristan ve Bizans’taki gibi Dimetoka’daki mürşit ocağına bağlıydılar.

Bosna Aleviliği Dalmaçya, Hırvatistan, İstriya, Corniala ve Slovenya’ya kadar genişlemeyi sürdürüyordu. Aleviler Batıda da başka büyük bir düşmanla karşılaştılar. Bu Katolik kilisesiydi.

Bu genişlemeden telaşa düşen papa lll. Honorius (1216–1227) bu yayılmayı kuvvet kullanarak durdurmak için Macar Kralı ll. Andrew’i ikna etmeye çalıştı.
lll. Honorius’tan sonra papa lX. Gregory (1227–1241), Hırvatistan düküne, Bosnalı Alevilere “haçlı imtiyazlarını” kullanarak savaşması için izin verdi (1234).

Hırvatistan dükü papanın teşviki ve desteği ile Bosna’ya saldırdı. Zarar gördüler, yılmadılar ve yenilmediler. Papa lX. Gregory Bosna ve Bulgaristan’daki gelişmelerden rahatsızlık duyuyordu. Papa 1238’de Macar Kralı lV. Bela’ya bir mektup yazarak, Bulgaristan üzerine Haçlı Seferi düzenlemesini istedi. Sefer hazırlıkları sürerken Moğol orduları Macaristan’ı istila etti. Macaristan’ın Bulgaristan’daki Alevilere yönelik Haçlı Seferi girişimi sonuçsuz kaldı.

Yazan -

Aşağıdaki Makalelere Bakabilirsin

Alevilik: İkrârlı (yeminli) yurttaşlar topluluğu

Aleviliği çok çeşitli biçimlerde tanımlayan var. Herkes kendi durduğu yerden, kendisi için en uygun ama ...