12 Kasım 2017, Pazar

TAPTUK EMRE

Tapduk_Emre

Eskişehir Mihalcık İlçesi Sarıköy’deki Tapduk Emre Türbesi

Taptuk Emre, mutasavvıf. Yunus Emre’nin hocası. Taptuk Emre, Horasanlıdır. Cengiz baskısı sıralarından Anadolu’ya gelmiştir. 1210-1215 yılları arasında doğduğu sanılmaktadır. Hacı Bektaş’ın halifesidir.

EMREM ŞEYH, TAPDUK EMRE OLUR

Horasan’da yaşamış olan büyük mutasavvıf Ahmet Yesevi’nin müritlerinden Hacı Bektaş Anadolu’ya gelir ve Kırşehir’in Sulucakarahöyük Köyüne yerleşir. Hacı Bektaş’ın çağrısı üzerine ikisi hariç Anadolu’daki tüm erenler Kırşehir’e giderler. Taptuk Emre önce ben nasibimi aldım deyip davete uymaz. “Fakat Bektaş’ın ısrarı üzerine kalkıp gider. Gelmeyişinin sebebi sorulduğunda -Erenler meclisinde bir gün, perde aralığından bir el uzandı ve bize nasibimizi verdi- der. O eli görsen tanırmısın diye sorulduğunda, -Elbette ayasında yeşil bir ben vardı, bir ordunun içinde görsem tanırım o eli- der. O zaman Hacı Bektaş elini Emre’ye uzatır. O yeşil beni bu elin içinde gören Emre, hayretler içinde Taptuk Sultanım Taptuk Sultanım diye bağırmaya başlar, aradığı kişinin karşısında olduğunu anlar. O günden sonra Emrem Şeyh’in adı Taptuk Emre olur.”

Taptuk Emre’nin Selçuklular devrinde Türkistan taraflarından gelerek bugünkü Nallıhan İlçesinin güneyinde ve İlçe Merkezine 15 Km. mesafede bulunan Sakarya Nehrine çok yakın Emrem-sultan Köyüne yerleştiği , Bir çok Vakfiyeleri olduğu ye hala Evkafta kayıtları ve “BACIM SULTAN EVKAFINDAN” diye senetler ve beratlardan anlaşılmaktadır.

Bir sene çok kıtlık olur. Çiftçilikle geçinen Yunus bir çok kerametlerini duyduğu Hacı Bektaş-ı Veli’den yardım almak fikrine düştü. Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha geldi. Pirin ayağına yüz sürerek hediyesini verdi ve bir miktar buğday istedi. Hacı Bektaş-ı Veli ona lutf ile muamele ederek, bir kaç gün dergahta misafir etti.

Yunus geri dönmek için acele ediyordu. Dervişler Pir’e Yunus’un acelesini anlattılar. O da “Buğday mı ister, yoksa erenler himmeti mi? diye haber gönderdi. Gafil Yunus buğday istedi. Bunu duyan Pir “isterse o alıcın her tanesine nefes edeyim dedi Yunus buğdayda ısrar ediyordu. Hacı Bektaşi üçüncü kez haber gönderip “isterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim dedi. Yunus tekrar buğday isteyince hatanın büyüklüğünü anlayıp pişman oldu. Derhal geri dönerek kusurunu itiraf etti. Hacı Bektaş onun kilidini Taptuk Emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyledi.1 Fırsat kuşunu kaçıran Yunus o himmete kavuşmak için tam kırk yıl Taptuk Emre dergahında hizmet etti. İşte Yunus’u asırlardır gönül Sultanı yapan bu himmettir.

Tarihlerin ‘koyu -aşırı- Batıni’ dediği Taptuklular; Taptuk Emre adlı Türkmen babasının çevresinde oluşan kitlelerde somutlaşıyorlardı. Taptuk Emre’den itibaren Anadolu’da bir “Taptuklular” topluluğunun varlığına rastlanır. Taptuk Emre dergahına kırk yıl odun taşıyan derviş Yunus; taptukluların yetiştirdiği en büyük ozan olarak karşımıza çıkmaktadır.

taptuk_2

Ankara Nallıhan İlçesi Emremsultan köyündeki Tapduk Emre Türbesi

 

MEZAR VE TÜRBE TARTIŞMALARI

Eskişehir Mihalcık İlçesi Sarıköy de Tapduk Emre mezarı bulunmaktayken bir mezarı da Ankara ili Nallıhan ilçesi Emrem sultan köyünde bulunmaktadır .
Emremsultan Köyü girişinin sağında hafif meyilli bir arazi üzerinde bulunan mezarlık içinde yer alır.Kare planlı ve kubbelidir.Duvarları içerden 6×6 m.boyutunda ve 1.6 m.kalınlığındadır.Sarıyar Barajının yapımı sırasında 1954-1958 yıllarında Etibank tarafından türbe onarılırken kubbeyi korumak amacıyla kubbenin üzerine, ahşap üzeri kiremit kaplı şemsiye külah şeklinde, dışa taşkın saçaklı bir çatı yapılmıştır.Türbeye doğu yönünden,oldukça sade ve basık kemerli alçak bir kapıdan girilir.Orijinal ahşap kapı kanatları türbeden çıkarılmış köydeki yeni camide saklanmaktadır.Basık kemerli kapı girişinin üstünde devşirme bir antik mermer üstüne oyulmuş dört satırlık kitabesi mevcuttur.Güney duvarında 1.5 m.yüksekliğinde ve 67 cm.genişliğindeki dikdörtgen pencere tek açıklıktır.Taşıyıcı duvarlar moloz taştan inşa edilmiş olup, kubbe ve pandantifler ise tuğla örgüdür.

Türbe 1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiş, aynı yıl yapılan restorasyon ile de bugünkü görümüne kavuşmuştur.Restorasyon sırasında türbenin önünde yer alan ekler kaldırılmış, kubbenin üzerindeki kiremitli çatı sökülerek kubbe onarılmış, cami avlusunda saklanan orijinal kapı kanatları da korunması için Ankara Etnoğrafya Müzesine gönderilmiştir.

Bununla birlikte Karaman ilinin şehir merkezinde bulunan Yunus Emre Camii’nin bahçesinde Yunus Emre’nin ve Tapduk Emre’nin mezarları bulunmaktadır. Mezarların gerçek yeri belli olmamakla birlikte tarih araştırmacıları Karaman ve Eskişehir ihtimallerinin olasılığının yüksek olduğunu düşünmektedir.

Yazan -

Aşağıdaki Makalelere Bakabilirsin

Alevilik: İkrârlı (yeminli) yurttaşlar topluluğu

Aleviliği çok çeşitli biçimlerde tanımlayan var. Herkes kendi durduğu yerden, kendisi için en uygun ama ...