8 Kasım 2018, Perşembe

YUNUS EMRE

Yunus_EmreYunus Emre hakkındaki bilgiler kesin olmamakla beraber 1238 yılında doğduğu ve 1320’de hakka yürüdüğüdür şeklindedir. Anadolu’nun bir çok bölgesinde Yunus Emre’ye ait olduğu iddia edilen mezarlar vardır. Her ne kadar bazıları gizlemeye çalışsa da Yunus Emre bir Alevidir. Sanatıyla, düşüncesiyle kendinden sonraki kuşakları etkileyecek kadar büyük bir kişilik Yunus Emre, bu kişiliğe giden yolda ilk dersi büyük Alevi önderi Hacı Bektaşı Veli’den almıştır.

Yunus Emre Anadolu’da hüküm süren Selçuklu devletinin halkı zulüm altında tuttuğu, baskılar uyguladığı ve bir de durmaksızın yinelenen Moğol saldırılarının olduğu bir dönemde yaşamıştır. Bu dönemde bir de kıtlık olunca Anadolu insanı daha da perişan oldu. Perişan olanlardan biri de Yunus Emre’ydi.

Hacı Bektaşı Veli’nin yapıtlarından “Vilayetname”’de geçen anlatıma göre Yunus Emre bu kıtlık olan yılda köyünden yola çıkarak ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli’nin dergâhına varıp biraz buğday isteyecekti. Giderken eli boş gitmemek için yolda heybesine alıç doldurdu. Ulu Hünkâr’ın huzuruna varıp halini anlattı. Bir kaç gün misafir kaldıktan sonra gitme vakti gelmişti. Hünkâr, Yunus’a şöyle dedi: “Buğday mı verelim nefes mi?” Yunus: “Nefesi ne edeyim, eşim çocukların aç bana buğday verin.” Bunun üzerine Yunus’a buğday verdiler. Yunus dergâhtan ayrılınca yaptığı hatayı fark etti ve tekrar dergâha döndü. Halifeler durumu Hünkâr’a bildirdiler, o da: “Biz kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye sunduk. Varsın ondan nasibini alsın.” dedi.

İşte asırlardır güncelliğini ve derinliğini koruyan Yunus Emre kişiliğinin başlangıç noktası burasıdır. Yunus bundan sonra yıllarca Tapduk Emre’nin dergâhında emek verir. Bu aynı zamanda eğitimdir de. Bu eğitim sonucu öğrendiklerini insanlarla paylaşmak için bütün Anadolu’yu gezer.

Yunus_Emre_1

Eskişehir Mihalcık İlçesi Sarıköy’deki Yunus Emre Türbesi

 

YUNUS EMRE’NİN MEZARI

 

Yûnus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman’da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ile Kırşehir arası; Ünye; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta’nın Gönen ilçesi; Afyon’un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat’ın Niksar ilçesinde de bulunmaktadır. Ayrıca, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre’nin mezarının (veya makamının) Limni Adası’nda bulunduğunu ifade etmiştir. Bunlar arasında bilim adamlarınca tartışma, Karaman ve Eskişehir’deki türbeler üzerine yoğunlaşmışsa da, Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde Aksaray – Kırşehir arasındaki türbenin asıl Yunus Emre türbesi olduğu düşünülebilir.

 

Ord.Prof Fuad Köprülü ‘Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar’ isimli kitabında Mevlanalardan Yunuslardan bahsederken bir de onların yattığı yerleri yazmıştır. Tabii ki bu yazılar çok önemli incelemeler araştırmalar sonucu yazılmıştır.

Ord.Prf.Fuad Köprülü’ye göre: Yunus’un mezarları, Karaman’da, Eskişehirde, Konyada, Kula’da, hatta Azerbaycan’dadır.. ama sonuç olarak demektedir ki;

‘Yunus’un mezarı, büyük ihtimalle, Eskişehir ve Bursalı Şeyh İsmail Hakkı’nın dediği gibi Keçiborlu yakınında bir karyededir’ demektedir.

 

 

YUNUS EMRE’NİN DÜŞÜNCELERİ

Yunus Emre, vahdet-i vücut (varlığın birliği) öğretisine ulaşan bir tasavvuf felsefi yorumunu benimsemiştir. Vahdet-i vücut felsefesine göre; “Tanrıdan başka varlık yoktur. Var olan her şey onun çeşitli biçimlerde görünmesidir”.

Yunus Emre şiirlerinde insan, Tanrı, varlığın birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, ölüm, olgunluk, alçakgönüllülük gibi konuları dillendirmiştir. Bütün bu kavramları insanların anlayabileceği sözcüklerle yalın bir şekilde belirtmiştir.Yunus Emre’ye göre insan bir sevgi varlığıdır.

Yunus Emre sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı diye yorumlar.
“Yaratılanı severiz yaratandan ötürü”.
Sevginin amacı yüce yaratıcıyla bütünleşmektir.
Sevginin olduğu yerde öfke, kırgınlık, kızgınlık olmaz.
Sevginin değerini yalnız seven bilir.
Sevmek bilgelik, emek, olgunluk ister.

Tanrı ışığından mahrum kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlıkları (yaratılanları) birbirine bağlayan, onları tanrısal evrene yönelten sevgidir. Yaşamak belli nesnelerle (eşyalara) sahip olmak, sadece gelip geçici varlıklar edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşam biçimi insanı sevgiden dolayısıyla yüce yaratıcıdan uzaklaştırır.

Yunus Emre’ye göre gerçekte ölüm yoktur. Ölüm ruhun bedenden ayrılıp yaratıcısına dönmesidir. Bu nedenle ölüm ruhla beden arasında bir ayrılıktır. Yunus Emre’yi anlamak, ondaki derin sevgiyi çözmek günümüzde yaşanan sorunları da çözmek anlamına gelir.

Yazan -

Aşağıdaki Makalelere Bakabilirsin

Alevilik: İkrârlı (yeminli) yurttaşlar topluluğu

Aleviliği çok çeşitli biçimlerde tanımlayan var. Herkes kendi durduğu yerden, kendisi için en uygun ama ...